Akıllı Kadınlar
PUMA’nın Yeni Koleksiyonu ‘Pearl Shimmer’
PUMA’nın Yeni Koleksiyonu ‘Pearl Shimmer’
 
EKLEM AĞRILARI KÖK HÜCRE TEDAVİSİ İLE SON BULABİLİYOR
EKLEM AĞRILARI KÖK HÜCRE TEDAVİSİ İLE SON BULABİLİYOR
 
Grip ve zatürre aşısı yapılmalı mı?
Grip ve zatürre aşısı yapılmalı mı?
 
Sonbahar’da güneş kremi kullanımının önemi
Sonbahar’da güneş kremi kullanımının önemi
Kaynana mı kayınvalide mi düşecek payınıza?
 

Kaynana mı kayınvalide mi düşecek payınıza?

Konumuz sevilesi bir oğlan annesiyle, kaçılası bir oğlan annesi arasındaki fark. Her gelin adayı şahane bir “kayınvalide”ye çatacak kadar şanslı değil, ama yine de geçinmenin bir yolu olmalı bu “kaynana”larla.

31 Mayıs 2015 Pazar 00:10
Yazdır

Herhalde evlenecek olan her kadının aklından geçen ilk üç sorudan biri, oğlanın annesiyle ilişkisinin neye benzeyeceğidir. Elbette evlilik öncesi yaşanılan süreçte az çok anlaşılır durumun ne olacağı, illa ki tanışılmış, birbirini çok sevmiş gibi davranılmış, hatta ne güzel birbirlerini sevmişlerdir belki de gelin ve oğlanın annesi. İnsanın kendi öz annesiyle bile geçinmesinin kolay olmadığı düşünülürse, hani kendimizi kabul ettirene kadar vermiş olduğumuz muhtemel savaşları, müdahaleden uzak, özgür bir gençlik için dökülen yaşları kastediyoruz; tabir-i caizse “elin oğlu”nun annesiyle geçinmenin aslında zorunluluk olduğu daha da net çıkıyor meydana. Analar ve oğulları Kaynana mı demeli adına yoksa kayınvalide mi? Aslında bu iki kelime kendi seslerini üzerlerinde taşıyorlar. Birinin çağrıştırdıkları ile diğerinin insanın gözünün önüne getirdikleri arasında bariz bir fark var. Kaynana deyince, tam da o sevilmeyen ve mecburi ziyaretler dışında yakınına yaklaşmak istemediğimiz “anne” geliyor gözün önüne. Oğlunu kimselere vermeyen, sadece vermiş gibi yapan, kendini de bu evlilikte sanan, olmadığını anlayınca bozulan o kadın. İşte o, o kaynana. Burada bizi aşan Freudvari bir durum olduğu da açık: Anneler ve oğulları arasındaki bir nevi marazi bağ. Kızlar ve babaları arasında da aynı bağdan bir tane olsa da, erkekler tabiatları gereği meraklı değiller, meraklı olmadıkları için de alengirli işleri beceremezler. Oysa kadınlar, meraktan, çapraşık hormonlardan ve her türlü ihtirastan ibaret oldukları, olabildikleri için, anne-oğul-gelin üçgeni efsanevi Bermuda Şeytan Üçgeni’ne benzeme potansiyelinde fena halde. Elbette benzemek zorunda değil, gülüm balım diye sevilen oğlan anneleri de var; ama onlar “kaynana” değil, kayınvalide. Hemen silahlarını kuşanmak Eski zamanlarda, çok değil bundan en fazla 30 yıl evvel, yani kadının sesinin nispeten daha az çıktığı, maddi anlamdaki kadın özgürlüğünün bugünkü kadar çok olmadığı, daha geleneksel diyebileceğimiz zamanlardaki gelin-oğlan annesi ilişkisinin bugüne nazaran daha rahatsız edici olabileceğini düşünebiliriz. Bugünkü genel kadın tipiyle beş sene evvelki kadın bile bir değil çünkü. Bugün isyan etmek, müdahaleyi engellemek, “en iyi saldırı savunmadır” diye düşünüp tetikte olmak daha kolay. Ama yine de bütün bunlar, bahsettiğimiz ilişkiyi bir çırpıda kolaylaştırmıyor. Biz burada gelinin açısından baktığımız için, tüm suçu karşı tarafın üzerine atacağız elbette ama “Bizim hiç mi kusurumuz yok?” sorusuna yanıt, belki de toplumsal hafızada aranabilir aslında. Öylesine öğretilmiştir ki oğlan annesinin müdahalelerine izin vermememiz gerektiği, bu işlerin böyle böyle başladığı, zararsız olanları, iyi niyetle yola çıkılanları, hatta küçük bir çocuğu hoş görür gibi oğluna olan zaafını ara sıra hoş görmemiz gereken halleri… Dolayısıyla her durumda hemen cepheye koşup silahlarımızı kuşanabiliriz. Allah kimseyi Bunny’lerin eline düşürmesin Onların suçları mı? Neden mi bozulur gelin ve kayınvalide olabilecekken “kaynana” olmuş bir anneyle gelinin arası? Sex and the City dizisinin evlenmek için perişan olmuş Charlotte’ı nihayet muradına ermiştir. Ama kocasının annesi Bunny, rahat vermez bir türlü. Kocası, annesine “hayır” diyemez ama karısını da kıramaz. Ve ortaya her nasıl olmuşsa kaynana Bunny’nin dekore ettiği zevksiz bir ev, öylesine zevksiz ki seramik bir ördek heykeli evin baş köşesinde ve evet maalesef yapma çiçekler bile var. Bunny’nin seçtiği yataktaki rahatsız gecelerden oluşan bir tablo çıkar. Hatta, bir gece Trey, Charlotte’ın kocası hastalanır ve Bunny gece eve kendi anahtarıyla girer, sanki kendi yatak odasındaymış gibi bir güzel yatak odasına gelir, Trey’in göğsüne derece koyar ve oğlunun başında beklemeye başlar. Ne olduğunu anlayamayan Charlotte’a hayretlere düşmek kalır. Evet, böyle bir “kaynana” elbette sinirleri de bozar, evliliği de bozar, insanın ayarını da bozar. Buraya kadar tamam ama burada kaynana kadar suçlu olan biri varsa, o da tam yanımızda yatam damat değil midir? Politika Mesafeli ve saygılı bir ilişki kurmak şart. Ancak unutulmaması gereken şeylerden biri, annesi “kaynana” da olsa, “kayınvalide” de olsa, annelerinin erkekler için çok kıymetli olduğu. Biraz politik olmak, sınırları koymak ama saygıyı kaybetmemek, eşin hatırı için ona gidip gelmek, surat asmamak, gerekirse ondan tavsiyeler alabilmek, size hediye ettiği bir şeyi gönlünü almak için giymek ya da onun geleceği akşam evinize koymak gibi sizden bir şey götürmeyecek ama durumu idare edecek detayları da kaçırmamak lazım. Çünkü siz de biliyor, dibine kadar hissediyorsunuz ki ilişkiler türlü türlü fedakarlık gerektiriyor ve “Hayır, bana ne” demek çoğu zaman hiçbir şeyi çözmüyor. Aynı dili konuşmak Gene bir arkadaşımın erkek arkadaşı yabancı ve arkadaşım onların ana dilini konuşmuyor. Anne de İngilizce bilmiyor, böylece vücut diliyle anlaşıyorlar, konuşmadıkları için dedikodu yapamıyorlar, müdahale edemiyorlar birbirlerine, anne merak ettiklerini soramıyor, konu açmak zorunda kalmıyorlar rahatsız edici sessizlikleri kırmak için. Her ne kadar buradaki kaynana, kötünün kötüsü olmasa da, sevecen bile olsa üstelik, arkadaşım erkek arkadaşıyla telefondaki her kavgalarında annenin oğlanın odasında bitip, devamlı oğluna bir şeyler söyleyip durmasından anlamış ki, aynı dili konuşsalar işleri işmiş. Belli ki potansiyel var, bir evin bir oğlu durumundaki oğluna duyduğu aşkla karışık sevgisinde kadının. Herkes öz anne gibi sevebileceği bir kayınvalide bulacak ya da aynı dili konuşmayacak kadar şanslı olmadığına göre, şansı kendimiz yaratmak zorundayız demek oluyor bu. Biraz tolerans, bol saygı, ondan da bol mesafe ve karakteri sağlam bir erkekle evlenmek her şeyden önce bir “kayınvalide” yaratmaya yetebilir belki. Yoksa kaynanalara kaldık, rahatsızlık alemlerine daldık demektir… Öz anne gibi sevilecek olanlar da var İzin verilirse her oğlan annesi böyle olur demeyeceğim çünkü çok aklı başında, saygılı, yerini bilen, gelinini kendi kızı gibi seven, gerekirse kendi oğlunun hatası yüzünden bitecek evliliğe gelininin tarafını tutarak sahip çıkan, öz anne gibi sevebilecek oğlan anneleri de var. Çünkü şöyle düşünün, oğulları evlenince birdenbire karakterlerini değiştirip bambaşka biri olmuyorlar ki bu orta yaşlarını aşkın kadınlar. İçlerinde ne varsa, hâlâ o oluyorlar, üzerine biraz baharat ekleyip belki. Kendi öz annenizin nasıl bir oğlan annesi olabileceğini düşünün, eminim aranızda “gelin çok şanslı olurdu” diyecek olanlar da vardır, “gelin yandı” diyenler de. Mesela bu testi ben kendime uyguladığımda benim fırlama annemin, gelini müsaade ederse, gelinin kankası olacağı, asla ona müdahale etmeyeceği, onların iyi hallerinden başka bir şey istemeyeceği öyle açık ki. Bu benim “kaynana” fobimi biraz olsun azaltıyor. Zaten onlara da “kaynana” değil, “kayınvalide” deniyor gelinler sözlüğünde. Katılıyorum, bu elbette her şeyden önce şans meselesi. Herhalde annesine göre koca seçecek halimiz yok. Kocanıza göre anne de geliyor peşinden, aynı pakette. Şans işi olduğu kadar bunun, erkeğin karakteri, annesine “hayır” deme kabiliyeti, duvarları iyi örme becerisi belki şanstan da öte. Çünkü biliyorsunuz ki, şans kendinizin yaratabileceği bir şey aynı zamanda. Erkek aynı anda iki kadınla, annesi ve sizinle, evli olmadığını, anneye karşı vefalı olmakla neredeyse korkakça davranmanın arasında farklar olduğunu unutmazsa işler hiçbir zaman facia raddesine gelemez zaten. Yok, Charlotte’ın Trey’i gibi annesini de dahil edecekse yemek masasına… Cümlenin sonunu size bırakıyoruz. Kaynak: Cosmopolitan Bride

Anahtar Kelimeler: kaynana mı,
Bu haber toplam 5842 defa okunmuştur
Haber Yorumları
Yorum Ekle
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır, ilk yorum yapan siz olun.
 Diğer Haberler
Evliliğe hazır mısınız?
En doğru 'evlenme yaşı' formülü
Her 10 gelinden 8'i düğününü internetle planlıyor!
O, sizin için "doğru koca" mı?
Düğün davetiyesi nasıl seçilmelidir?
Hangi erkekle evlenilir, hangisiyle evlenilmez?
Damatlık seçimi
Gelin evi projesiyle stressiz gelinler!
"Görücü usulü" nün modern yorumu!
Yıldırım nikahı nasıl yapılır?
Kadın evlenmek istemezse!.. Peki, şimdi ne olacak?
Monoton giden evliliğinizi tazeleyin
Yaz geldi! Düğün telaşı başladı!
Kim eş, kim sevgili?
 
Fotogaleri
Videogaleri
Hava Durumu
Havadurumu
Tarihte Bugün
1993 Karun Hazinesi, 28 yıl sonra Türkiye'ye getirildi.
Hakkımızda | Künye | Reklam | İletişim | RSS
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı saklıdır. Kaynak gösterilmeden kullanılamaz.